6 Eylül 2013 Cuma

“ODTÜ’de Cemaat” Olayı


“ODTÜ’de Cemaat” Olayı

ODTÜ Türkiye’nin kalite ve tarz bakımından parmakla gösterilen üniversitelerinin başında geldiği inkar edilemez. Son dönemde öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin iktidar karşıtı tutumu ile çokça gündeme geldi. Gerek hükümet kanadından gerekse Ankara Büyük Şehir Belediyesi tarafından üzerine çokça gelinen üniversite oldu ODTÜ.

Dün ise ODTÜ kayıtları sırasında her üniversitede olduğu gibi ODTÜ’de de stantlar açıldı. Olay ise cemaat stantlarını okullarında istemeyen öğrencilerin olayı protesto etmesi ile devam etti. Buraya kadar her şey normal olsa da yandaş basının haberi servis ediş şekli türbanlılara karşı bir eylem olaraktı. Üniversitelerdeki cemaat ağı türban yasağı boyutuna taşınıp çarpıltıldı. Oysaki eylem sırasında ODTÜ kimliği olmayan öğrencilerin okuldan çıkarılması talep edilmişti.

Eylemi gerçekleştiren ODTÜ öğrencilerinin üye oldukları sivil toplum örgütlerine baktığımızda Kemalizm’i kabullenmeyen yapıda olduklarını görebiliyoruz. Buna rağmen olay Kemalistlerin üzerine yıkılmak istenmiştir. Ve işin daha da garip kısmı Kemalistlerin üzerlerine atılmaya çalışılan bu olayı reddetmemeleridir.


Tepeden tırnağa sapla samanın birbirine karıştırıldığı eylem ve eylem sonrası yaşanalar ülke siyasi yapısının içinde bulunduğu kargaşanın en büyük göstergesidir. ODTÜ’de yapılan eylemin türban değil, cemaat ağlarına karşı yapıldığını atlamayıp bu yönde söylemlerde bulunmak gerekir.

18 Ağustos 2013 Pazar

GFB Spora Siyaset Sokuyor



Gençlik ve spor bakanı Suat Kılıç statlara siyaset karıştırılmasın diye tüm taraftarları tehdit etmişti. Tabi ki de bu tehdit akp hükümetine muhalif olanlaraydı.  Bu fotoğraf bugün Fenerbahçe-Konyaspor maçında çekildi.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Chp Tunceli vekili Hüseyin Aygün'ün Gezi Parkı ve BDP değerlendirmesi

Chp Tunceli vekili Hüseyin Aygün'ün Gezi Parkı ve BDP değerlendirmesi;

"Gezi Direnişi ve Haziran Ayaklanması ile ilgili BDP, HDK ve Apo'dan gelen açıklamalar gitgide traji-komik bir hal alıyor; direnişin ilk günlerinde 'Bizim Taksim'deki Ergenekoncularla işimiz olmaz' diyen Demirtaş önceki gün ise 'Gezi'de Hükümeti devirmek isteyen darbeci güçler vardı, o yüzden mesafeli durduk' demiş; böylece daha evvelden 'Gezi yasal olarak kurulan hükümeti devirmeye çalışan bir darbe senaryosudur' diyen Sırrı Sakık'ın BDP'nin görüşlerini temsil ettiği bir kez daha ortaya çıktı; diğer Sırrı ise partisinin milyonların eylemini karalaması ve çarpıtması karşısında bu politika yokmuş gibi Gezi'den bir belediye başkanlığı çıkarma peşinde; hepsinin 'Önderlik' diye taptığı Apo ise biliyorsunuz İmralı'dan şu fermanı yazmıştı: 'Gezi'de meydanı Ergenekonculara sakın bırakmayın!' Beyler, faşist diktatör Tayyip'in yapamadığı şeyi yapıyor ve Türk siyasi tarihinin en büyük direnişine kara çalıyorsunuz; hepinize helal olsun!"

28 Temmuz 2013 Pazar

Twitter’da Askıya Alınan Hesaplar

Twitter’da Askıya Alınan Hesaplar

Son günlerde birçoğumuzun twitter hesabındaki takipçi sayısının düşmesi twitter tarafından; “aktif olmayan, sahte(fake) hesapların temizlenmesi” olarak açıklanmıştı. Olayın gerçek yüzü ise farklı. Hala daha devam eden bu operasyonda askıya alınan birçok hesabın hükümete muhalif olduğunu görebiliyoruz.

Askıya alınan hesapların listesi:

@barisyarkadas @Eftelya_yaren @Filizkrgr @TheChapuling @CelalAksoylar @KeLebegindansi @Kurt_nagihan @SENAOGUR @farthest07 @TahsinSENDN @GulhanimBaran @ulusalbakiscom @PeSimistCaDii @GodBlessFrancj @TC_peri_ozu @esrakaya1992 @aytul59 @_Osip @maviiay75 @BalaDusenAri @Ayred_bisi @MeHTaP_SeNYuRT @KocaReis52 @Dr_Documentary @carpicamterligi @_AdReS_ @erimce @bulut276 @muzeyyenkeskin @ucacan @yaltakgurbuz @ahmetmuratcam @erkanbayir @SealDREAM @TCsedathaluk @KaankutAatay @egitimisevin @sealdeniz @salih_mesut @HavvaKayapnar @KemirGenDisli @Warrior_Mermaid @Halitisci @team_jacop @ATAaslm @1Kurtulus @31mcr85 @GulhanimBaran @ibosener @saircocukkk @nilsuli @bozoartvin




Yazı sürekli güncellenecektir. Askıya alınan hesabınızı bu listeye eklemek için yorum yada @canpoyraz’a tweet atın!

18 Temmuz 2013 Perşembe

Taksim Esnafı Değil Yayık Ayrancı


Taksim Esnafı Değil Yayık Ayrancı


Geçtiğimiz günlerde Taksim esnafının direnişçilere saldırması üzerine gerilen direnişçi-esnaf hattında önemli gelişmeler yaşandı. İktidarın direnişin meşruluğunu kırmak için kullandığı “esnaf kan ağlıyor” söylemi kan ağlayan esnafların eli sopalı, satırlı şiddet uygulayan esnaf erilmesi ile başka bir boyut kazandı. Takip eden günlerde ise esnaf adına “zor durumdayız, direnişçiler artık gelmesin” diye açıklama yapıldı.

İlginçti ki ; Taksim esnafı adına açıklama yapan adamın RTE'nin Yayık Ayrancısı (Eski Vekili) olduğu ortaya çıktı..
-Fotoğraftaki ayran ise Erdoğan'ın "milli içkimiz ayrandır" söylemi sonrası geliştirilen yalakalıktır.-

Bu açıklamanın akabinde Beyoğlu’nun en büyük esnaf derneği olan BEYDER’den  biz eylemcilerden değil polisten zarar gördük açıklaması geldi. İktidarın esnaf oyununu bozan bu açıklama sonrası ise açıklamayı yapan BEYDER Başkanı Tarkan abimin  işletmecisi olduğu “Muaf” isimli mekan Beyoğlu Belediyesi tarafından mühürlendi…

İşte sadece parti adında Adalet olan 10 yıllık sürecin son Adalet örneği…

15 Temmuz 2013 Pazartesi

TGB’yi Zora Sokacak Twit

TGB’yi Zora Sokacak Twit
TGB’nin resmi twitter hesabından atılan ve daha sonra silinen “Armutluda bugün eylem olmayacaktı. Yüz civarı ‘başıbozuk’un polisi mahalleye çekmek için saldırması üzerine olaylar başladı” twiti üzerine Gezi Parkı eylemleri ile başlayıp tüm ülkeye yayılan mücadeleye katılmış ya da destek vermiş çevreler TGB Genel Merkezinden tutarlı bir açıklama bekliyorlar.

TGB’nin twitinde “başıbozuk” olarak işaret edilen muhtemelen radikal sol gruplardır. Gezi Parkı eylemlerinin kucaklayıcı ve dayanışmacı mücadelesine yakışmayacak bir ifade ile ötekileştiren tutum kabul edilemez. Bu twit TGB'nin Gezi Parkı eylemlerindeki üretici ve katılımcı rolünü de sorgulatacaktır!

8 Temmuz 2013 Pazartesi

BU HASHTAG BİR ŞAKA OLMALI... " #chpgencligitakiplesiyor "


BU HASHTAG BİR ŞAKA OLMALI... " #chpgencligitakiplesiyor "

Sanırım bir şaka olmalı bu hashtag diye düşünmüştük.
Değilmiş, Chp bizi bir kez daha şaşırttı. Birlik ve beraberlik vurgusunda bulunmayı  "#chpgencligitakiplesiyor"  başlığı altında yapmak nasıl bir yaratıcılık dehasıdır!

#chpgencligitakiplesiyor ‘u bir cümle ile özetleyecek olursak; Sol bir parti’ye yakışmayacak basitlikte bir sosyal medya yönetimi diyebiliriz.

Bu hashtag ile neyi hedeflediler bilemiyorum ama neyi kazanacakları ortadadır;
• Gülünç duruma düşmenin acısını
• En az dinci partiler kadar yaratıcılıktan yoksun oldukları damgasını
• Sosyalistler tarafından ezilmenin tarif edilemez duygusunu
• Liseli ergen paylaşımları yapan parti sıfatını

Umarım bu hashtag CHP’de “Sosyal medya yönetim kadrosunun değişmesi” ile sonuçlanır.

Erdoğan Ve Yahudi Üstün Hizmet Madalyası Gerçeği

Yahudi Üstün Hizmet Madalyası Gerçeği

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan ve Arınç tarafından İsrail avukatı diye yaftalanması sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gelen İsrail’in avukatı ondan üstün hizmet madalyası alandır yönündeki açıklamaları, bundan 7 yıl kadar öncesinde Amerika’da gerçekleşen bir olayı yeniden gündeme getirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ocak 2004 yılında Amerika ziyareti sırasında New York’ta Amerikan Musevi Komitesi” tarafından "Yahudi Cesaret Ödülü" olan “Davut Boynuzu” verilmişti. Recep Tayyip Erdoğan’da bu ödülü memnuniyetle almıştı.

Peki Neydi Bu Ödül?

Adı: AJC (ABD Yahudi Kongresi)
1906’da New York’ta Yahudi bankerler tarafından kuruldu.
Misyonu: İsrail devletini kurmak ve Siyonizm’i dünyaya egemen kılmak.

Yahudilerin bir diğer büyük örgütü olan ADL (Anti Deformation Launge) Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a üstün hizmet madalyası takarken onu; ‘’ Musevilerin ebedi dostu’’ olarak ilan etti.

Dünya Yahudi örgütlerinin çatısı olan AJC, kurulduğu günden bu güne Siyonist önderlere verdiği bu madalyayı sadece bir Türk’e, bir Müslüman’a vermiştir. İşte o isim Recep Tayyip Erdoğan.

Sadece Türkiye’de değil. İslam âleminde de bu madalyayı alan tek isim, madalyayı aldığı sırada T.C Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’dır.

AJC’nin misyonu ve kuruluş ilkesi belli iken bu madalyayı hangi mantık ile Recep Tayyip Erdoğan kabul etmiştir?
Ve neden bu madalyaya layık görülmüştür?

İşte bunlar koyu İsrail ve Siyonizm karşıtı Akp seçmenlerinin düşünmesi ve cevap vermesi gereken sorulardır.

Ve Erdoğan, bu sorulara cevap vermelidir. Yeri geldiğinde İsrail’e kafa tutan, ipleri koparan Erdoğan bu madalyayı niye kabul etmiştir. Neden Mavi Marmara katliamından sonra ödülü veren örgütün hakkında yaptığı açıklamadan sonra bu ‘’cesaret madalyası’’ ‘nı iade etmemiştir.

Ödülü aldığı yıl 2004’tür. İsrail 2004 yılında da Filistin topraklarını işgal etmeye, Filistin topraklarına ambargo uygulamaya, Filistin topraklarında ölümcül operasyonlarına devam etmiştir.

Bu ödül hangi mantıkla kabul edilmiştir ?



Not: Bu yazı 9 Eylül 2011 tarihinde o zamanki sitem "blogtaslak"da yayınlanmıştır.

Avrupa'lı Akp'lilerin Bayrak Sevgisi

AKP’nin Avrupa ayağı olan UETD’nin çağrısıyla dün Almanya’nın Düsseldorf Kenti’nde “Demokrasiye saygı mitingi” yapılmış.

Yaklaşık bir aydır süren çağrılara, binlerce afişe, konsoloslukların devreye girmesine rağmen en fazla 15.000 kişi toplanabilmiş.  Bu kişilerin birçoğu da diyanet camilerinden 200′e yakın otobüsle getirilmiş.

AKP’li Avrupalıların da bayrak sevgisinden birkaç kare…



28 Haziran 2013 Cuma

TKP'den Türk Bayrağı Açılımı


TKP'den Türk Bayrağı Açılımı

Gezi parkı olaylarında direnişçilerin elinde çokça bulunan Türk Bayrağı Türkiye Solu içerisinde yeni anlamlar kazanmasına yol açacaktır.

TKP İzmir'deki üye katılım töreninde olayı şöyle özetledi;
“Türk bayrağı devrimcilerin ve halkın”
Okuyan, elindeki Türk bayrağını göstererek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye solunun ay-yıldızlı bayrakla derdi, haklı sebeplere dayanıyordu. 12 Eylül faşizmi işkence için kullandı, Kürt sorununda bu bayrak ırkçı bir sopa haline getirilmek istendi. Dünyada bile, ne yazık ki gericiliğin, karanlığın sembolü olarak gösteriliyordu. Ancak bu bayrak faşizmin elinden alınacak demiştik. Bu bayrak artık Türkiye devrimcilerinin, Türkiye halkının bayrağıdır. Şimdi dünyada da bu böyle algılanıyor. 20 günde bir ayda neler değişti.” (soL)

AKİL İnsanlar Güneydoğu Heyetinin Talepleri

AKİL İnsanlar Güneydoğu Heyetinin Talepleri

AKİL İnsanlar Güneydoğu Heyetinin Başbakan Erdoğan'a sunulan raporunda sürece toplumsal desteğin yüzde yüze yakın olduğu belirtilerek ilginç taleplerde bulunuldu.

Raporun talepler kısmı:
• Anadilde eğitim hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması,
• Anayasal vatandaşlık anlayışının benimsenmesi,
• Kürtlere statü tanınması,
• Kürtçede kullanılan ve yasak olan harflerin kullanımının serbest bırakılması,
• Koruculuğun kaldırılması,
• Yerleşim yerlerinin eski adlarının iadesi,
• Genel bir siyasi af çıkarılması,
• Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması,
• Andımız metninin kaldırılması,
• "Ne Mutlu Türküm diyene" ve benzeri yazıların silinmesi,
• Şefkat Tepe, Sakarya Fırat, Kurtlar Vadisi ve Tek Türkiye benzeri TV dizilerinin yayından kaldırılması.

Taleplerden bazıları oldukça ilginç.
Yorum sizin.

27 Haziran 2013 Perşembe

Erdoğan Cami'ye Ayakkabı İle Mi Girdi?



Erdoğan Cami'ye Ayakkabı İle Mi Girdi?

Malum çağımızda internette trolleme yazılı ve görsel basında haber olabilecek boyutlara kadar dayanabiliyor. Basit photoshop uygulanmış yada asparagas söylemler gündeme oturup yanlış şeylere inanmamızı sağlanıp aptal konumuna düşürülebiliyoruz.

Bu açıklamadan sonra gelelim konumuza;

Birkaç gündür internette Erdoğan'ın camiye ayakkabı ile girdiği iddia edilen fotoğraflar dolaşmakta. Obama'nın İstanbul ziyaretini yakından takip etmiştim. Biraz araştırıldığında yazılı ve görsel basının o günlerdeki haberlerinde de olay açıkça ortadadır.

Erdoğan ve Obama'nın ayakkabıyla camiye girdi diye gösterilen fotoğraflardan biri Ayasofya'dadır. Müze statüsünde olan Ayasofya'nın zemini taştır ve herkes ayakkabıyla girer. İbadete açık olan küçük bir kısım dışında. Ki görüntüler oradan değildir.

Diğeri ise Sultan Ahmet Camidir. Orada da ayakkabılarını çıkarttığını Obama cami çıkışında verdiği demeçte belirtmiştir.

Obama'nın İstanbul ziyaretinde Papa'nın ziyareti gibi camiye girerken ayakkabılarını çıkartıp çıkartmayacağı günün konusuydu. Ve her ikisi de ayakkabılarını çıkartarak cami ziyaretlerinde bulundular. Dolayısıyla bu görselleri internete yanlış ifadelerle koymanın tipik bir "sazan avı" olduğu ortadadır.

İnanıp kendinizi gülünç duruma düşürmeyin...


26 Haziran 2013 Çarşamba

Anadolu Ajansının %25 hissesi 12.825 TL'ye Satıldı


Anadolu Ajansının %25 hissesi 12.825 TL'ye Satıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920'de kurulan Anadolu Ajansı’nın %25 hissesi AKP’nin atadığı, Laiklik karşıtı kitabından hapis cezası alan, belgeseli RTÜK tarafından sakıncalı bulunan Genel Müdürü Kemal Öztürk’e 12.825 TL karşılığında satıldığından haberdar mısınız?
Hele ki AA'nın başına getirildiğinde maaşı 18.246 TL olan bir adamın...

AA'nın Genel Müdürü Olduğunda Maaşı
Bülent Arınç, Anadolu Ajansı Genel Müdürü'ne ikramiye, sorumluluk ve bütün ödemeler dahil aylık 18 bin 246 TL ödendiğini bildirdi. (milliyet)

O Kitaptan Alıntılar
-Devlet kimdir? Helvadan yapılmış puttur.
-En sonunda beni bir numaralı terörist yapacak bu pezevenkler. Bütün laikleri, bir şişe geçireceğim, ondan sonra anlayacaklar laikliğin faziletlerini. Elin o…pusu bile kalkıp “Ben laikim, namusumla çalışıyorum, kimse karışamaz” demeye başladı. Ula ben böyle laikliğin…”

-Bak bizim sahte Müslümanlar nasıl bölücülük yapıyorlar. Ben bu yüzden ‘Bu adamları sallandıralım’ diyorum. Ayrıcalık yapanın dinde de katli vaciptir.

-Herkes, sineğin şıraya yapıştığı gibi laikliğe sarılma peşinde, kimse onun gerçekte ne anlama geldiğini bilmez. Ne kadar da utanmazlar. Rahmetlinin mirasına sahip çıkan mendeburların hiçbiri, laikliğin ne anlama geldiğini ve nerden geldiğini bilmezler.

-Eskiden Türkler’in yetiştirdiği Marimus Öküzü’nün sol arka bacağının uyluk yeri ile işkembesinin ayrıldığı yerde bir et parçası bulunur. İşte tam buraya ‘laik’ denir. Ve bugün kullandığımız kelimenin aslı buradan gelmektedir.

Yasak Gelen Belgesel
Kemal Öztürk‘ün yönetmenliğini yaptığı “İlk Meclis” belgeseli, RTÜK tarafından okullarda okutulan tarih tezine aykırı olduğu gerekçesiyle sakıncalı bulundu. Televizyonlarda yayımlanması halinde “kapatma cezası” verileceği resmi bir yazıyla belgeselin ilk bölümünü yayınlayan Kanal 7 televizyonu’na bildirildi.

Bir zamanlar Başbakan Erdoğan'ın basından sorumlu danışmanı olan, ardından 18.246 TL'lik faiş maaşla AA'nın başına geçirilen Kemal Öztürk'ün 12.825 TL gibi bir rakama AA'nın %25 hissesini satın alması kabul edilemez.

25 Haziran 2013 Salı

Erdoğan'dan polise ‘emre itaatsizlik' çağrısı

Erdoğan'dan polise ‘emre itaatsizlik' çağrısı

Gezi parkı olaylarında direnişçiler defalarca polise insanlık adına kanunsuz emirlere uymayın çağrısında bulunmuşlardı. Bu çağrı Erdoğan ve kurmayları tarafından dış güçlerin oyunu olarak nitelendirilmiş, polisi işlevsiz hale getirmek istiyorlar denmişti.

T24'den Doğan Akın'ın yazısında Erdoğan'ın geçmişinde polise itaatsizlik çağrısında bulunduğu yer almakta.

Eski AKP Milletvekili Hüseyin Besli ile Ömer Özbay'ın birlikte kaleme aldığı “R. Tayyip Erdoğan - Bir Liderin Doğuşu” adlı kitaptan alıntılarla zamanın "marjinal" Erdoğan'ı...


Melih Basgan Sen Ağlama


Melih Basgan Sen Ağlama

Hırstan dolmuş gözleri Türkiyenin sevdiceği Melih Gökçek’in. 65 yaşında ama sevgiden, iyilikten değil hırstan gözü dolan bir adam.

Polisin Ethem’i vurmasından sonra tebrik pankartı asan adam.

Allah ile aldatmayı meslek haline getirmiş adam.

Erdoğan'ı devirme planı yapıp tutmayınca dönüp; başbakanım aşağı başbakanım yukarı koşturan adam.

Sorsan Belediye Başkanı fıskiyesi kırılan.  Ama televizyon ekrarında hırstan ağlayan, Allah istemediği sürece kimse bizi öldüremez biz böyle iman ettik deyip, Menderes’in ve Özal’ın ölümünde bu felsefesini unutan adam.


Ağlatmayın. İ. Melih’e sahip çıkın.

24 Haziran 2013 Pazartesi

3. Köprü Ve CHP İstanbul Vekili Ali Özgündüz

3. Köprü Ve CHP İstanbul Vekili Ali Özgündüz

Sanırım ortada büyük bir kafa karışıklığı var.

Ya da “nasıl çıkar sağlarım” düşüncesinin ortaya çıkarttığı basit manevralar.

İstanbul’a yapılacak olan 3. Köprüye neden karşı olduğumuzu uzun uzun anlatmanın anlamı bu yazı için yok.

Biraz aklı ve yaşadığı dünyaya saygısı olan herkes zaten neden karşı olduğumuzu biliyor.

***

Bugün okuduğum bir haber sonrası şaşırdım doğrusu. Haber metni şöyle;

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, TBMM Başkanlığına “İstanbul 3. Boğaz Köprüsü’nün Adının Barış Köprüsü Yapılması” Hakkında Kanun Teklifi sunmuş.

***

Bilindiği üzere 3. Köprüye Yavuz Sultan Selim adı konulacağı açıklandığında ayrışmaya götüreceği yönünde görüşler beyan edilmiş -Y.S. Selim’in döneminde Anadolu’da katledilen binlerce Alevi’ye vurgu yapılarak- özellikle sosyal medyada tepkiyle karşılanmıştı.

Köprüye verilecek isim köprünün yapılması ve doğuracakları sonuçlara bakıldığında oldukça küçük bir sorun. Aslolan yapılacak köprüye karşı durmaktır.

Şimdi sormak istiyorum sayın vekile;

Köprüye karşı değil miydik, isim sunmak da neyin kafası?

Bunu paylaş:

ACININ VE HAİN PLANIN ADI HATAY REYHANLI


ACININ VE HAİN PLANIN ADI HATAY REYHANLI

Cumhuriyet tarihinin en büyük patlaması Hatay Reyhanlı’da yaşandı. Bu patlama aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin en kalleş planının parçasıydı.

Patlamanın ilk görüntüleri ajanslara düştüğü sırada, ölüm ve yaralı sayısının dakikalardan hızlı aktığı anlarda devlet Hatay Reyhanlı’daki patlamaya yayın yasağı getirdi. Bölgeden parçalanmış ceset fotoğraflarının geldiği o anlarda devletin neden yayın yasağı getirdiği konusunda birçoğumuzun fikri yoktu. Acımızı yaşamak istiyorduk sadece. Nerden bilebilirdik kalleşçe bir planın uygulamaya koyulduğunu.

Suriye’de sıkışan BOP’u açma görevi en başından beri Bop Eş başkanı olduğunu kabul eden Erdoğan’a verilmiş; görevi üslenen Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile beraber savaş çığırtkanlığına başlamıştı. Suriye’den gelen vahşet görüntüleri Esad’a direnen güçlerin de en az Esad kadar cani olduklarını ortaya koymuştu. Bu görüntülere rağmen Esad diktatör-kötü ÖSO militanları demokrasi isteyen birer melekti.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşlerim dediği, çatışmalarının kontrolünü Türkiye’den yapılmasına göz yumduğu, lojistik ve maddi destek sağladığı sözde diktatöre karşı direnen özgürlükçüleri yani Özgür Suriye Ordusu saldırının birinci şüphelisidir.

Tıkanan Suriye’nin Türkiye’nin öncülüğünde yapılacak bir operasyonla açılması mümkündür. Türk halkının büyük bir kısmının Suriye konusunda ABD tarafından istenilen düşünceye gelmemiştir. Gereken; Türk halkını galeyana getirecek bir komplodur. Saldırılardan önceki iki hafta 3 kez Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri bakanı bu komplonun işaretçisidir.

Bu kadar büyük bir patlayıcının Türk İstihbaratı tarafından deşifre edilememiş olması mümkün müdür?

Reyhanlı ilçesinde patlamanın olduğu bölgeyi gören tüm mobeselerin bozuk olması tesadüf müdür?

Patlamalar sonrası getirilen yayın yasağını takiben Bakanların tek bir ağızdan olayı; Suriye İstihbaratına atma çabaları tutmayınca 12 Eylül sonrası dağılan THKP-C Acilciler’e dümen kırılmıştır. Halkın da inanmadığı bu çaba yabancı basının olayı Özgür Suriye Ordusunun gerçekleştirildiğini yazmasıyla çok daha farklı bir boyuta taşınmıştır.

Patlamaların kirli planın bir parçası olduğu ve o planı uygulamaya sokanların da savaş çığırtkanlığı yapan uluslararası güçler ve yerli işbirlikçileri unutmayın oyununuz bozulacak.

Size gemiler, yatlar. Bize cesetler, mermiler, bombalar. Ama bunun hesabını Türk halkına vereceksiniz!